batiakdeniz medya
batiakdeniz medya

‘Sanatta bile Özgür Düşünemiyoruz’

Sinema yok, müzik yok, edebiyat yok, resim yok, tiyatro yok, şiir yok, heykel yok.

Ne kaldı geriye?

10 Nisan 2018 - 7:06 'de eklendi ve 283 kez görüntülendi. A+A-

‘Sanatta bile Özgür Düşünemiyoruz’

Köşe yazarı ve sanatçı Deniz GÜLTEKİN:

‘Sanatta bile Özgür Düşünemiyoruz’

Şöyle bir an durun ve düşünün.

Hayatımızdan sanatı çıkarın…

Sinema yok, müzik yok, edebiyat yok, resim yok, tiyatro yok, şiir yok, heykel yok.

Ne kaldı geriye?

Ve geçmişimizden nasıl haberdar olacaktık, gelecek nesiller bu günü ve dünü nasıl öğreneceklerdi?

Bunları düşününce, “Sanatsız kalmış toplumların, hayat damarlarından biri kopmuş demektir” diyen Atatürk’ün sözünü biraz daha anlayabiliyor muyuz?

Sanatın olmadığı yerde, geçmiş ve geleceğin olması da mümkün olmuyor değil mi?

Yaşarken hayatımızın gökkuşağı gibi renkleri olan sanat, aslında insanlığın bilgi ve kuşakları birbirlerine bağlayan bağ olduğu gerçeğini inkâr edemeyiz.

İşte o yüzden sanatçı toplumların kuşaklar arası bağlarını kuran ve sağlayan kişilerdir.

Bir sanatçı gördüğünüzde, aslında ona yüreğimizdeki en derin sevgi ve saygılarla selam durmalıyız.

Çünkü sanatçılar, geçmişi geleceğe taşırlar.

“Her şey olabilirsiniz ama herkes sanatçı olamaz” sözünün değeri de bir kez daha ne denli anlamlı olduğunu görebiliriz.

Hayatımızın güzel tarafı ‘sanat’ olduğuna göre, bu güzellikleri bizlere yaşatanlar da sanatçılardır.

Biz de sizlere Fethiye’de sanatın güzelliklerini yaşatanları sizlere getiriyoruz.

Her hafta bir sanatçımızla sohbet ederek, sizlere daha yakından tanıtmayı istiyoruz.

Bu haftaki konuğumuz, Fethiye’de adını sevgiyle, saygıyla duyurmuş olan Deniz Gültekin.

Deniz Gültekin ile hayatı, yaşadığımız günleri ve sanatı konuştuk.

Sanatçıların topluma kattığı güzellikleri paylaştık ve sizlerle de bu sohbeti paylaşıyoruz.

 

-Sizi sanata, sanatçılığa yönlendiren ne oldu? Ailenizin yönlendirmesi mi yoksa kendi tercihiniz miydi? Nasıl başladınız?

-Herkeste bir sanatçı olma düşüncesi veya arzusu var. Bende de küçüklükten beri vardı sanatçı olma arzusu ve düşüncesi. Aslında her insanın içinde böyle bir arzusu vardır. Tabi algılarımız nereye yönelirse ya da gelişim sürecinde neyi seçersek, onu yapıyor ve yaşıyoruz. Benim pek aklımda olan bir şey değildi. İşte şarkı söyleyeyim, sahneye çıkayım düşüncesi ama hayat çıkarıyor karşımıza bir şekilde ve yaşıyoruz.

-Her çocuk genelde ilkokul yıllarında şarkı söyler, ‘herkesin içinde sanatçı olmak var’ demiştiniz ya, siz de o yıllarda mı başladınız şarkılar söylemeye?

-Hayır. Ben okul yıllarımda pek şarkı söylemezdim. A sosyal bir çocuktum aslında.

-A sosyal biri sonradan şarkıcı oluyor ve sahneye çıkıyor.

-Evet. Dedim ya, hayat bir şekilde karşınıza çıkarıyor ve yaşatıyor.

-Nasıl başladı şarkıcılığınız?

-Antalya’da belediye konservatuvarını ikincilikle kazandım. Ama okumadım. Arkadaşlarla grup kurduk ama annemin fazlaca baskısı yüzünden devam ettiremedim. Her annenin olduğu gibi annemin de endişeleri, korkuları vardı ve konservatuvara devam etmedim. O yıllarda benim de çok da hayallerimi süsleyen bir şey değildi. Vazgeçtim.

-Okula mı döndünüz?

-Dönemedim çünkü orayı bırakmıştım ve tabi dönmeye de yüzüm olmadı. Mülakatlar sırasında sormuşlardı; ‘işiniz olursa burayı engeller mi?’ diye.

Ben de; ‘Asla öyle bir şey olamaz çünkü benim önceliğim burası’ demiştim. Böyle iddialı laflardan sonra bırakınca, doğal olarak dönemiyorsunuz.

-Çocukların meslek seçiminde ailelerin çok etkisi oluyor. İlk başlarda sizde de etkisi olmasına rağmen, yine de şarkıcılığı seçmişsiniz ve şimdi sahnedesiniz. Bunu nasıl başardınız? Size engel olmamış.

-Ben kararımı kendim verdim. ‘Bu hayat benimse, kararı ben veririm’ dedim. Ailem de bu konuda anlayışlı davrandı. Kararlılığım etkili oldu. Benim kararlı olmamdan dolayı, onlar da artık karşı çıkamadılar. Hayatta yaşananları görünce, tabi ki ailemizin korkularını da anlayabiliyoruz. Yaşadıkça ve gördükçe daha dikkatli ve daha tedbirli davranıyor insan.

-Kadın sanatçıların bu sektörde en çok yaşadığı zorluklar nelerdir? Erkeklere göre avantajlı mısınız, dezavantajlı mı?

-Yaşanan zorluklar bilinen durumlar. Kadınların yaşadığı sorunlar belli. Sizi bir insan olarak değil de, kadın olarak görmeleri. Kadınsınız ve beklentisi olanlar fazla. Bu birçok kadın sanatçının yaşadığı sıkıntıdır elbette. Erkeklere göre işe başlayıncaya kadar sıkıntılarımız oluyor, ancak işe başladıktan sonra daha avantajlıyız diyebilirim bu meslekte.

-Son yıllarda özellikle sahildeki mekânlarda sahneye çıkan kadın sanatçıların oluşturduğu bir yapı var. Ve bunu da halk kabullenmiş. Bilindik sahne kıyafetleri giymiyorlar. Genelde herkesin giyindiği gibi giyinerek sahneye çıkıyorsunuz. Bunu nasıl başardınız? Özellikle mekân sahiplerinin bunu kabullenmesi nasıl oldu?

-Fethiye’de öyle bir durum oluştu. Aslında öyle bir baskı da görüyorum. İşte sen sanatçısın, sahneye çıkıyorsun. ‘Bakımlı olacaksın, kıyafetin şöyle olmalı’ falan diye ama sanırım diğer kadın sanatçı arkadaşlarımızın da tutumu aynı olunca, böyle bir kültür oluştu diyebilirim. Güzel bir gelişme elbette ki. Sanatımızla varız, görselliğimizle değil. Dinleyicilerimiz de buna alıştı artık. Çok doğal karşılıyorlar.

-Böyle bir anlayışın olması da çok güzel. Sahnedeki kadını izlemeye değil de, müzik dinlemeye geliyorlar.

-Sahildeki mekânlar genellikle insanların akşamları yemek yemeye, arkadaşlarıyla, ailesiyle gezmeye geldiği, sohbet etmek için buluştukları yerler. Sizler şarkı söylerken pek ilgili değilmiş gibi görünüyorlar. Mesela çok az ve bazen de hiç alkış olmuyor. Bu durum etkiliyor mu sizi?

-Alkış almak elbette güzel. Sanatçıların moral gıdasıdır. Ancak bu tür mekânlarda insanların ne amaçla geldiğini biliyoruz. Sohbet etmek, geceleri güzel saatler geçirmek ve müzik dinlemek için geliyorlar. Alkışlamalarını pek beklemiyoruz ama arada şarkılara tempo tutanları görüyoruz, arada bir alkışlıyorlar, istek şarkıları oluyor. Bizim için bu yeterli oluyor. Bizimle olduklarını görüyoruz zaten.

-Mekân sahipleri karşı çıkmadı mı böyle doğal giyinip sahneye çıkmanıza?

-Bazen o şekilde giyinmemizi isteyen çıkıyordu elbette ancak artık giyim konusunda pek ısrarlı olan olmuyor artık. Mekan sahiplerinin buradaki tutumları da bizleri rahatlatıyor aslında. Bizi de mutlu ediyor.

-Sizi sanatçılığınızdan önce Gözde Yaşam Dergisi’ndeki köşe yazılarınızla tanıdık. Şarkı söyleyenlerin edebiyatla ilgilenmesi, köşe yazıları yazması çok nadir görünür bizde. Yazarlık nasıl başladı?

-Yazarlık konusunda çok iddialı değilim ama yazmayı seviyorum. Öyle bir fırsatım olunca da, hayata dair düşüncelerimi yazmak çok güzeldi. Yazmayı seviyorum. Ama benim yazarlığım amatörce bir deneyim. Son yıllarda edebiyatla çok iç içe olamıyorum. Malum, yoğun bir çalışma hayatımız var. Kitap okuma ve edebiyata ilgim abim ve ablamdan kaynaklanıyor. Onlar kitap kurdu diyebilirim. Onların kitaplarını çok okurdum. Son zamanlarda pek okuyamıyorum desem yeridir.

-Eskiden ‘sanatçı’ dediğimizde, çok yönlü olurlardı. Halkın yaşamıyla ilgilenirlerdi, sanatın diğer dallarıyla ilgili olurlardı. Halkın sorunlarıyla ilgiliydiler. Günümüzde sanatçılar yalnızca kendi alanlarıyla ilgililer. Sizin hassas olduğunuz ve derinden etkileyen konular var mı?

-Kadın ve çocuklara yapılan şiddet beni çok etkiliyor. İçimi çok acıtıyor. Kabullenemiyorum bu yaşananları. Gerçekten çok ağır ve insanı derinden etkiliyor.

-Kadının yeri, kadının değeri hakkında ne düşüyorsunuz?

-Yaşadıklarımız güncel bir durum değil. Eskiden güncel bir durum olarak değerlendiriyordum ama şimdi öyle düşünmüyorum. Tarihten gelen bir durum bu. Geçmişte de bu gün yaşadıklarımız yaşanagelmiş. Tarih boyunca da kadınlar ve çocuklar ezilmiş, şiddet görmüş, öldürülmüş, tecavüze uğramış. Çocuk gelinler bu devirde yaşanmıyor ki. Çok eskilerden beri yaşanagelen bir gerçek.

Tarih boyunca yaşanan bu durumun kısa zamanda değişeceğine de inanmıyorum. Kolay değil, alışkanlık haline gelmiş. Gelenek haline gelmiş. Hep olan şeylerin kısa zamanda değişmesini beklemek de biraz hayalcilik olur.

Bu genel bir sorun. Tarih boyunca da öyle olmuş. Yalnız bizim toplumumuza değil, dünya genelinde kadınlar eziliyor, öldürülüyor.

-Yaşanan bu durumlarda, içinizi en çok inciten, kızdıran nedir?

-Katliamları. Çok kolay öldürülmeleri. Ancak bunu yapanlara yeterince yaptırımlar yok. Bu cinayetlerin cezası yeterli değil. Caydırıcılığı yok. Böyle olunca da, çok kolay katlediliyorlar, tecavüze uğruyorlar. Durum böyle olunca da, insan ister istemez isyan edesi geliyor. Kabullenemiyorsunuz yaşananları.

-Erkek egemen bu düzende, kadınların da yapması gerekenler yok mudur?

-Elbette vardır. Kadınlar olarak bu durumu kabullenmemeliyiz. Daha çok başkaldırmalıyız. Yönetimlerde olmalıyız. Çözümü istemeliyiz.

-Günümüzde müziğin dışındaki sanatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Sanat da toplumun yapısına göre şekilleniyor. Bir bakıma arz talep meselesi. Toplumun düzeyi neyse, sanat da topluma onu veriyor.

-Sanat toplumu yönlendirmiyor mu?

-Bence bizde tam tersi oluyor. Toplum sanatı yönlendiriyor. Toplumun yapısı ve kültürü nasılsa, sanat da onu veriyor.

-‘Arz talep’ dediniz ancak toplum Recep İvedik filmlerini istemedi ki? Ama topluma o tür filmler, o düzeyde müzikler sunulması, toplumun talebi mi?

-İstemedik ama izleyici rekorları kırıldı. Demek ki içimizde vardı. İçimizde olanı çıkardılar, bizler de izledik. İçimize olmasaydı yapılmazdı diye düşünüyorum. Bizde olanın yapılmasıdır bir bakıma.

-Sinemayı, dizileri takip edebiliyor musunuz?

-Çok fazla takip edemiyorum. Malum iş yoğunluğu. Gece geç saatlere kadar süren bir işimiz var. Sonrasında dinlenmemiz ve geceye hazırlanmamız gerekiyor. Böyle olunca da pek takip etmek mümkün olmuyor.

-Dışarıdaki sanatla, bizdeki sanatı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yurtdışındaki yapımlarla, bizimkileri kıyasladığınızda nasıl bir değerlendirme yapabilirsiniz?

-Dışarıdakileri bilmem ama bizde teknolojik olarak onlardan geri kalır yanımız yok gibi. Kaliteli filmler yapabiliyoruz ancak hâlâ taraflıyız, yanlıyız, açık fikirli değiliz. Kısıtlayıcı ve sansürlü bir yapımız var. Bunu aşabildiğimizi düşünmüyorum. Düşünsel olarak özgür değiliz.

-Siyasi konularda mı özgür değiliz?

-Siyasi konularda da, toplumsal konularda da özgür değiliz. Her konuyu, yani yaşadıklarımızı sanata aynı şekilde yansıtamıyoruz. Mutlaka bir kısıtlama, bir sansür var. Ülkemizde çok ciddi meseleler var.

Mesela ensest gibi. Bu konuyu kim işleyebiliyor ki filmlerinde. Konuşanlar bile taşlanıyor. Çocuk gelinler var. Toplum içerisinde yaşanan gerçekleri, yansıtabiliyor muyuz yapımlarımızda? Türk sinemasında bu tür konuların işlendiğini hiç görmedim.

-Bu tür toplumsal konular neden işlenemiyor peki?

-Öncelikle toplumun buna tepkisi var. Yaşanıyor ama gizleniyor. Gerçek ama kimsenin bunu konuşması, gündeme getirilmesi istenmiyor. Çünkü yaptıklarını izlemek, sanırım yapanları rahatsız ediyor. Bilinsin istenmiyor. Bu konuların işlenmesine en çok karşı çıkanlar da, bunu yapanlardır diye düşünüyorum.

Ama bu ülkede ensest gerçeği var mı var.

Tabi bu yalnızca ülkemize özgü bir durum değil, ülkemizde de var, diğer ülkelerde de var. Ama bunu gündeme getiremiyorlar.

-Birazda müzikten konuşalım.

-Konuşalım.

-Günümüzde de çok kaliteli sanatçı ve eserler var ancak, popüler olan şarkılar kalitesiz ve çoğunlukta. Eskiden de kötü ve kalitesiz şarkılar vardı. Ama kaliteli olanlar çoğunluktaydı. Çocukluğunuzdaki şarkılarla, günümüzdeki şarkıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ben çocukluğumda dinlediği ve çocukluğumdan önceki şarkıları bu gün söylüyorum. Günümüzde yapılan şarkıları gelecek yıllarda söyler miyim onu bilmiyorum işte. Şimdi bile çoğunu okumuyorum sahnede. Ama eskiler daha çok uzun yıllar herkesin dilinde, gönlünde olacak.

-Sizin için vazgeçilmez olan sanatçıları konuşsak. Var mı öyle çok değerli gördüğünüz sanatçılar?

-Olmaz mı? Çok var ama şimdi isim sayacak olursak, bazılarını hatırlayamayabilirim. Mesela bir Candan Erçetin var, Funda Arar var. Daha çok değerli sanatçılarımız var elbette.

-En çok hangi tarz müziği söylemeyi seviyorsunuz?

-Küçüklüğümden beri kulağımın alışık olduğu ve çok severek söylediğim sanat müziğidir. Sanat müziğini daha severek söylüyorum.

-Her gün dört saat müzik yapıyorsunuz. Bazen söylemekten sıkıldığınız şarkılar oluyor mu?

-Bazen oluyor tabi ki ama biz burada kendimizi tatmin etmek için sahneye çıkmıyoruz. İnsanlar müzik dinleyeme geliyor ve biz de onları mutlu etmeliyiz. Kendi isteklerimizden çok dinleyicilerin isteklerine değer vermek ve önemsemek durumundayız. Sevmediğim bir şarkıyı söyleyecek de olsam, dinleyici mutluysa, mutlu oluyoruz.

İşimiz insanları mutlu etmek olunca, onların mutluluğu bizi de mutlu ediyor.

-Sanatsız bir toplum düşünebilir misiniz?

-İmkânsız. Sanatsız toplum olabilir mi? O zaman hiçbir şey olmaz ki. Ne geçmişimizi bilebiliriz, ne de bu günü geleceğe taşıyabiliriz. Geçmişten öğrendiğimiz her şey sanatla gelmiyor mu?

Bu günü de geleceğe ancak sanatla götürebiliriz.

-Gelecekle ilgili plânlarınız neler?

-Pek öyle plân yapan biri değilim. Hayat neyi getiriyorsa onu yaşıyorum. Bir nefes sonrası olmadığına göre, neyi plânlayabiliriz ki. Yaşamın getirdiklerini kabullenerek, ona göre yaşıyorum.

Orkestra: Uğur Ertuğrul, Burak Akın, Alper Tunga Arslan…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Singapurlu piyanist Choo’dan Gümüşlük’te unutulmaz konser Singapurlu piyanist Choo’dan Gümüşlük’te...

15. Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali, genç Singapurlu piyanist Shaun Choo’yu, “Taşta” konserleri kapsamında, tarihi Antik T...

Demet ve Sertab abla sorunlarını konuşarak çözebilirler Demet ve Sertab abla sorunlarını konuşar...

Genç şarkıcı Şiva gözde tatil merkezi Bodrum'da Çarşamba gecelerine damgasını vurmaya devam ediyor......

Ünlüler yine aynı adreste buluştu Ünlüler yine aynı adreste buluştu

Ünlü isimler, Cemiyet Hayatının gözde kahvaltı ve buluşma mekanı olan Turgutreis D-Marin Simit Sarayı mağazasında bir araya geldi....

Sıla ve Mabel Matiz’li açılış Sıla ve Mabel Matiz’li açılış

Birbirinden ünlü isimler 13-14-15-16 Eylül’de Cityfest ile Marmaris’e geliyor. ...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Aç Kurtlar Aç Kurtlar

Güçlü güçsüzü yer! Doğanın acımasız ama devamlılığı için ...

Bir duayenimizi kaybettik Bir duayenimizi kaybettik

Fethiye’nin tanınmış duayen gazetecilerinden, politikacı ve ...

MUĞLA BAYRAMA HAZIR MUĞLA BAYRAMA HAZIR

Muğla Valiliği’nden yapılan yazılı tedbirlerle ilgili açıkla...

15’inci mağaza Taşyaka’da açıldı 15’inci mağaza Taşyaka’da...

Merkezi Fethiye’de olan ve İstanbul’a da açılan, dev zincir ...

BOTAV bilgilendirme yaptı BOTAV bilgilendirme yaptı...

Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeler...

Bunlar denizden çıktı Bunlar denizden çıktı

Hazırlıklarında sona yaklaşılan Burunucu Parkı’nda deniz dib...

Yerinizi ayırtın, sokakta kalmayın! Yerinizi ayırtın, sokakta...

Marmaris Halk Plajı’nda çadır kurmanın ‘güvenlik, temizlik v...

Yağmur suyu kanalları temizlendi Yağmur suyu kanalları tem...

Bodrum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ve Muğla Su ve K...

Muğla’yı Türkiye’ye tanıttılar Muğla’yı Türkiye’ye tanıt...

Muğla Tenis Kulübü olarak 11.Yılımızda altyapı ve performans...

Denizin kızları İzmir yolcusu Denizin kızları İzmir yol...

Bodrum Yalıkavak Mahallesi'nde birçok başarıya imza atan Yal...

Magazin HABERLERİ